BUSİAD YÜKSEK DANIŞMA KURULU BİLDİRİSİ (25.12.2019)

BUSİAD YÜKSEK DANIŞMA KURULU BİLDİRİSİ (25.12.2019)

BUSİAD YÜKSEK DANIŞMA KURULU BİLDİRİSİ (25.12.2019)

2019 yılının, özellikle ikinci yarısından itibaren, küresel ekonominin senkronize bir küçülme içinde olduğu, uluslararası kuruluşların, gerek gelişmiş, gerekse gelişmekte olan ülkeler için yapmış oldukları tahminler  ile teyit edilmiştir.

Küresel büyüme performansındaki azalışın nedenleri ele alındığında, 2019 yılı boyunca tartışılan iki husus; ticaret savaşları ve küresel politika belirsizlikleri olarak izlenmiştir.

Türkiye ekonomisi, Ağustos 2018'de Türk Lirası'nda yaşanan ciddi değer kaybına bağlı olarak, geçen yıl son çeyrekte başlayan ciddi bir durgunluk sürecine girmiştir. Euro alanında büyümenin yavaşlama eğilimi, korumacı ticaret önlemlerine bağlı olarak zayıflayan küresel büyümenin, ihracatı olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır.

Küresel ekonomiye ilişkin veriler, düşük büyüme ve düşük enflasyon dinamiğinden oluşan yeni bir normalin giderek belirginleştiğine işaret etmektedir. Ticaret savaşları ve politika belirsizliklerinin yanı sıra jeo-politik gerilimlerin sürmesi, küresel düzeyde kurumsal ve finansal mimari üzerinde bozucu ve istikrarsızlaştırıcı etkileri beraberinde getirmektedir.

Öte yandan, Euro alanının mevcut görünümü ve III. çeyrek büyüme rakamları değerlendirildiğinde ihracatın büyümeye katkısı azalırken ithalatta gözlenen artış eğilimi, mevcut dış denge görünümünün kalıcılığını sorgulamayı gerekli kılmaktadır. Bu açıdan, ekonominin dış denge dinamiklerinde kalıcı bir değişim ancak ihracatın büyümenin sürükleyicisi olarak benimsendiği bir büyüme tercihi ile mümkün olabilir.

Ekonominin farklı sektörleri ile ilgili olarak alınan politika önlemlerinin şeffaf bir biçimde kamuoyu ve özel sektör ile paylaşılması gereği vurgulanmalıdır. Ayrıca, reel sektöre yönelik olarak gerek ekonomi ile ilgili aktörlerin gerekse kurumların şeffaf bir iletişim süreci kurmalarının önemli bir ihtiyaç olduğu görülmektedir.

BEKLENTİLER, ÖNERİLER...

Bu tespitlerin ardından, beklenti ve önerilerimiz aşağıdaki gibidir:

Biz büyürsek, ihracatımız büyürse, ülke büyür, istihdam artar ve ardından refah artışı gelir. Büyümede artıya geçilse de, ülkemiz için sağlıklı büyüme rakamının yüzde 4-5 aralığında olduğu, bunun yakalanamaması halinde başta işsizlik olmak üzere çok sayıda ekonomik sıkıntının yaşanacağı ortadadır.

Bütçe açığının, tek seferlik kaynaklarla aşağıda tutulması, 2020'nin özellikle ikinci döneminde çok da uygulanabilir görünmemektedir. Büyümenin dış kredi ile devam ettirilmesini bekliyoruz. Ancak burada paranın bulunabilirliği ve maliyeti oldukça düşündürücüdür. Paranın güvenli limanlara çekildiği bir dönemde işimiz kolay görünmemektedir. Bu döngünün düzeni için yapısal formların bir an önce ülke gündeminde yer almasını diliyoruz.

Rekabetçi ve ileri teknoloji üretimi için yaratıcı beyinlere ihtiyaç vardır. Son yıllarda ülkenin yaratıcı beyinlerinin yurt dışına gidişini kaygı ile izliyoruz. Biliyoruz ki, gerek parlak beyinlerin ülkede kalması, gerekse dış sermayenin yurda gelmesi için ;

hukuk, demokrasi ve ifade özgürlüğünün tam olması, ülkede şeffaflığın tartışmaya açık olmaması gerekmektedir.

Eğitim geleceğimizin en önemli güvencesidir. Üniversiteler, üretime dönük bilim üreten fabrikalar olmalı, bunun için bilimsel ve işlevsel kalite önde tutulmalıdır. Eğitimde yaşanan başarısızlıkların giderilmesi için yap-boz haline gelen eğitim sistemine güven getirecek bir politika izlenmesi şarttır.

Yatırım malı üretmenin önü açılmalıdır. 10 konteyner mal satıp 2 makine alma dönemi artık son bulmalıdır. Bunun için şemsiye projeler altında gerek firmalarımızı, gerekse yaratıcı beyinlerimizi buluşturmalıyız. İnşaat, ülke  ekonomisi için  itici bir güç olabilir. Ama son dönemde görüldüğü gibi, üretimin, sanayi ve ihracatın  arzulanan  büyümeyi desteklemediği ortamlarda finansal sorun yaratmaktadır.

Tarım ve sanayisini çok önemsiyoruz. Türkiye  kendi ürettiğiyle kendini besleyecek  bir yapıya en kısa sürede kavuşturulmalı bunun için gerekli tedbirler alınmalıdır.

Dünyada ve Türkiye'de ekonominin sıkıntılarını en derinden yaşayan iş dünyası mensuplarıyız.  Bursalı sanayici ve iş insanlarının temsilcileri olarak, üretmeyi vatanseverliğin karşılığı şeklinde gördüğümüzü belirtmek istiyoruz. Sanayici tüm zorluklara rağmen büyümek için çaba sarf edecektir.

Samimi düşüncelerimizi kamuoyu ve yetkili mercilerin dikkatlerine sunarız.

BUSİAD Yüksek Danışma Kurulu adına;

Başkan Günal BAYLAN