11/21/2017 2:47:34 PM

 
HABERLER

 
Tek Yol Bilgi Toplumu Devrimi! - Dr. Bahadır Kaleağası - Sunday, August 24, 2008  
   
Avrupa Birliği diyor ki “bilgi toplumu devrimi yapamazsam, 21. yüzyılı kaybederim”. Bu saptamanın Türkiye açısından en az iki anlamı var. Birbiriyle bağlantılı, birbirini tamamlayan iki gerçek:
  1. Bilgi toplumuna dönüşümü başaramazsak Avrupa vizyonumuzu kaybederiz.
  2. Bilgi toplumuna dönüşümü başaramazsak zaten 21. yüzyılı da kaybetmişizdir demektir.
 
E-dönüşüm
 
Dünyada bilişim ve iletişim teknolojilerinde muazzam gelişmeler yaşanıyor. Uygarlık, ekonomi ve demokrasi köklü ve hızlı bir şekilde değişmekte. Küresel ekonominin üç devi olan ABD, AB ve Japonya’nın yanı sıra Hindistan, Çin, Brezilya gibi yükselen büyük pazarlardan, İsrail, Güney Afrika ve Kanada gibi atılımcı ülkelere uzanan geniş bir rekabet gücü yarışı sürmekte.
 
Bilgi toplumuna dönüşüm kavramının alt başlıklarında farklı fakat birbirine yakın alanlar var. Bu alanların iç içe geçmeye başladıkları “yakınsama” evresindeyiz. Bilgi, ses ve görüntü aynı platform ve aletlerde toplanıyor. Dijital ekonomide her yıl, bir öncekini çok gerilerde kalmış tarih yapraklarına dönüştürüyor. İnternetsiz bir yaşam bugün kalkınmış dünya için damarlarından kanın çekilmesi anlamına gelir. Clinton’ın başkan seçildiği, soğuk savaşın çoktan bitmiş olduğu, Putin’in Kremlin’de yükselmeye başladığı, Türkiye’nin AB ile gümrük birliği oluşturduğu, Orta Doğu’da krizin hüküm sürdüğü yıllarda internet henüz yaşamımıza egemen olamamıştı. (Her ne kadar Orta Doğu örneği yanlış olduysa da, dünya tarihinin son yıllarda iyice hızlandığına kuşku yok).
 
Zaman kavramının göreceliğini giderek daha somut hissediyoruz. İnternet ve dijital teknolojiler son on yılda her alanda toplumu değiştirdi. Ticaret, siyaset, finans, eğitim, medya, hizmet, şirket yönetimi, bürokrasi, turizm, demokrasi, sağlık, arkadaşlık, aşk, kültür, eğlence, örgütlü suç, terör, ... Daha bir kaç yıl önce iPod, Skype, Google Earth, dijital televizyon, bir buçuk yıl önce You Tube, geçen yıl FaceBook yoktu. Gelecek yıldan bakabilseydik eğer, bu yıl neler yok acaba?
 
Bilgisayar ortamı, cep telefonu, televizyon, müzik, sinema ve elektronik aletler bütünleşiyor. Hem teknolojik hem de içerik olarak. Böylece bilişim sektörünün anlamı ve kapsamı da genişliyor. Bilgi toplumu dönüşümü deyince ise, ufuk iyice genişlemekte: bilimsel yenilikçilik, ar-ge, biyoteknoloji, nano-teknoloji, eğitim reformu, iç ve dış güvenlik, gıda güvenliği, çevreyi koruma, kentçilik, sağlık, sanatsal ve kültürel yaratıcılık, kırsal kalkınma, ... Bilgi toplumu devrimini başarmak her şeyden önce bir ulusal çıkar ve güvenlik hedefi olmalıdır.
 
Siyaset, vizyon, eylem
 
Bu açıdan bakınca Türkiye için iki temel soru ortaya çıkıyor:
-          AB bu konuda hangi hedefleri geliştirmekte?
-          Türkiye bu yönde nasıl bir strateji izlemeli?
 
Bu iki soru ve yanıtlarının doğal sonucu olarak bir önemli soru daha gündeme geliyor:
— Neden Türkiye’de siyasal gündem bu konular çerçevesinde topluma bir gelecek programı sunmak yerine soyut kavramlara, milliyetçilik, ulusalcılık, dindarlık, halkçılık vs yarışına boğuluyor?
 
Halbuki bilgi toplumu konusunda gerek iktidar gerekse muhalefet partilerinde son derece duyarlı ve uzak görüşlü siyasetçiler, Başbakanlık tarafından gerçekleştirilen iyi bir e-devlet stratejisi, özel sektörde birçok başarılı şirket, sektörün güçlü temsil kuruluşu TÜBİSAD, üniversiteler ve TÜBİTAK içinde önemli çalışmalar, Türk Bilişim Vakfı, Türk Bilişim Derneği gibi etkin sivil toplum kuruluşları, TÜSİAD ve odalar bünyesinde komisyon ve çalışma grupları, BTHaber, ve Bilgi Çağı gibi başarılı yayınlar var. CeBit Avrasya gibi birçok fuar, konferanslar seminerler düzenlenmekte. Toplantılarına 2003’te başlayan e-Dönüşüm İcra Kurulu’na ilgili bakanlar ve özel sektör ve sivil toplum temsilcileri katılıyor.
 
Bütün bu olumluluklara rağmen e-dönüşüm konusunda TBV Başkanı Faruk Eczacıbaşı’nın vurguladığı gibi Türkiye kendini küresel gelişmeler düzeyinde yeterince var edemiyor henüz. “Daha yarışı kaybetmedik. Fakat kazanmak için de tüm paydaşların seferberliğe katılması gerekiyor.” Bu konuda gerekli siyasal ve ekonomik hareketlilik cumhurbaşkanlığından başlayarak tüm toplumu saran bir kararlılık ve heyecana dönüşmeli.
 
Avrupa’nın bilişim tutkusu
 
Avrupa Birliği 21. yüzyıla iddialı başlamıştı. Mart 2000’de Lizbon’da açıklanan strateji Avrupa’nın en önemli hedefini açıkça ortaya koymaktaydı: “AB on yıl içinde dünyada küresel rekabet düzeyi en yüksek bilgi temelli ekonomi olmalıdır”. Tek Pazar, girişimcilik, eğitim ve çevrenin yanı sıra bilgi toplumu bu stratejinin temel direklerini oluşturmaktaydı.
 
Beraberinde ayrıntılı bir yasal düzenleme ve siyaset hedefi getiren Lizbon stratejisi 2005 yılına gelindiğinde AB açısından göreceli bir başarı fakat yetersiz bir bilanço ortaya koymaktaydı. Bu dönemde AB’de tehlike çanları yankılanırken siyasal kararlılık yenilendi. Ekonomik reform ve atılım süreci hızlandı. Tüm strateji içinde zaten en başarılı sonuçlar elde edilen bilgi toplumu boyutuna da yeni bir ivme ve kavram kazandırıldı: i2010 girişimi.
 
Bu yönde AB üç siyaset ve eylem boyutuna odaklanıyor:
 
1.      Ekonomi: Bilgi ve iletişim teknolojileri AB’nin verimlilik artışının yüzde 40’ı, yıllık gelir artışının yüzde 25’ini sağlıyor. Avrupa’da ekonomik büyüme ve istihdam artışında bilişim hızla yükseliyor. AB hükümetlerinin öncelikleri arasında bu alanda yasal düzenlemeleri teknolojik ilerlemeyi kolaylaştıracak şekilde geliştirmek var. Ayrıca internete ulaşım için geniş bant ağları iyice yaygınlaşmakta.
 
2.      Araştırma-geliştirme: Bilişim odaklı araştırmaya ayrılan kaynaklarda AB, Japonya ve ABD’nin gerisinde. Kişi başına bilgi ve iletişim teknolojilerinde araştırmaya ayrılan miktar ABD’de 400, Japonya’da 350 euroyken, AB 100 euroya ulaşmakta zorlanıyor. Bu açığı kapatmak üzere Brüksel önemli adımlar atmakta. En önemli bilimsel ve teknolojik araştırma ve uygulama araçlarından biri 7. Çerçeve Program. Bunun dâhilinde 2006 sonunda AB Komisyonu bilişim projeleri için 1,2 milyar euroluk bir teklif çağrısı açtı. Türk şirketler, bilimsel kurumlar ve kamu kuruluşları da bu fondan yararlanıyor.
 
3.      Toplumsal kalkınma: Bilgi toplumu ile birlikte gündeme gelen bir sorun da “dijital uçurum”. Bilgi teknolojilerine ulaşanlar ile ulaşamayanlar arasındaki sosyal farklılaşma. Bu eğilimler bir taraftan kalkınmış dünya ile “öteki dünya” arasında bir uçurum yaratırken, aynı zamanda kalkınmış ülkeler içinde de sosyal ve bölgesel dengesizliklere neden olabilmekte. AB bu bakış açısı içinde birçok toplumsal kalkınma girişimini devreye sokmakta. Bilgi toplumu AB Komisyonu ve hükümetlerinde en saygın siyasal yetki alanlarından biri. Ayrıca ekonomi, adalet, tarım, sosyal politikalar, ulaştırma gibi değişik alanlardan sorumlu tüm siyasetçilerin odak noktası.
 
Bilgi çağını yakalamak
 
Türkiye bilgi toplum devrimini başaracak. Bu yönde özel sektörün ve siyasetin ortak görüş açısı berrak, gerçekçi ve kararlı. Bilişim sektörü TÜBİSAD’ın öncülüğünde çalışmalarını yoğunlaştırdı. Dernek Alman ve Hindistanlı muadilleri Bitkom ve Nasscom ile işbirliği başlattı ve Avrupa bilişim sektörünün güçlü temsil kuruluşu EICTA’ya üye oldu.
 
TÜBİSAD başkanı Tuğrul Tekbulut ülkenin bilgi toplumu geleceği açısından önemli saptamalar yapıyor vee stratejik yönelimler öneriyor:
 
§ Bilişim ve bilgi toplumu alanlarında rekabet gücümüzün yükselmeli. Bunun için şirketlerin teknolojik yaratıcılığını teşvik, ar-ge projelerine destek, fikri hakların daha etkin korunması, bilgi ve iletişim eğitiminin her düzeyde yeniden yapılandırılması gibi farklı alanlarda geniş bir eylem yelpazesi açılıyor. AB’nin hızla yaşlanan nüfusuna karşılık Türkiye’nin genç nüfusunu doğru bir şekilde eğitmesi ve işgücü piyasasının ihtiyaç duyduğu niteliklerle donatması ülkemize doğal bir rekabet gücü alanı sağlayacaktır.
 
§ Türkiye’nin bölge ülkeler içinde telekomünikasyon, sağlık, eğitim ve savunma gibi dikey alanlarda yazılım ve hizmet merkezi haline gelmesi, teknoloji temelli girişimciliğin desteklenmesi, küçük ölçekli firmaların finansmana erişimin yollarının kolaylaştırılması, ar-ge boyutu güçlü yabancı yatırımın çekilmesi, ihracatta hamle yapılması ve en önemlisi bu hizmetleri verebilmek üzere standartların oluşturulması bilişim sektörünün önünü açacak çözümlerdir.
 
§ Türkiye’de olumlu fakat pekişmesi gereken eğilimler gözlemleniyor. Türkiye, Dünya Rekabetçilik Yıllığı’nda bilim ve teknolojiye gençlerin ilgisi açısından 19. sırada. Mühendis kalitesi açısından 13, bilgi teknolojileri yetenekleri sıralamasında da 12. sırada yer almakta. Halbuki genel ortalamada Türkiye ilk elliye giremiyor.
 
§ Yenilikçi ve yaratıcı Türk teknoloji şirketleri bu yıl ilk defa katıldıkları Deloitte Teknoloji Fast 500 EMEA programında önemli bir başarıya imza attılar. Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’nın en hızlı büyüyen 500 teknoloji şirketinin belirlendiği listede Türkiye’den de 21 şirket yer aldı.
 
§ Microsoft, Intel, Cisco, IBM, HP, Sun Microsystems gibi uluslararası üreticiler son beş yıl içinde birçok bölge yöneticisini Türkiye’den seçti. Dubai bölgenin dağıtım merkezi olurken, İstanbul stratejik karar alma merkezi olma yolunda ilerliyor. Türkcell bir dünya devi oldu. D-smart ile en ileri televizyon teknolojisi geliyor. Türkiye'nin coğrafi konumuna, genç nüfusun bilişime olan ilgisi ve Türk insanının girişimcilik ve yaratıcılık yönleri de eklendiğinde, ortaya umut verici bir tablo çıkıyor.
 
§ Bilişim en düşük yatırımla ve en kısa sürede istihdam yaratan bir alan. Sanayide bir kişi için 50.000 ile 70.000 euro arasında, turizmde 40.000 euro gerekirken bilişim için ortalama 2.500 euro yetmektedir. Yatırım süresi takvimlerini yıllar değil aylar belirlemekte. Türkiye’nin yurtdışına yüksek kalitede ve uygun maliyetli teknoloji ağırlıklı hizmetler sunabiliyor. Türkiye şu anda bulunduğu bölgede en kaliteli ve en yüksek sayıda yazılım geliştiren şirkete sahip ülke. Bu gelişmeler Türkiye için hem istihdamın artırılması, hem de ihracatın geliştirilmesi açısından büyük fırsatlar doğuruyor.
 
§ Bilgi teknolojileri, farklı niteliklerdeki kişilere iş imkanı yaratma potansiyeline sahip bir alan. Lise mezunundan üniversite mezununa, herkese iş var. Bilişimin birçok konunun içine girmiş olması, kişilere hemen hemen her sektörde iş olanağı yaratıyor. Bu arada farklı sektörlerden büyük firmalar da bazı bilişim etkinliklerini ve çağrı merkezlerini Türkiye’ye kaydırıyor. Siemens, Catlogic, Sony, Lufthansa, Fortis, Toshiba, bunlardan sadece bazıları.
 
Türk bilişim sektörü bu bilgileri veriyor, geleceğe umutla bakıyor. Devlet “e-dönüşüm önemli” diyor. Yurttaşlar teknolojiye meraklı, şirketler yaratıcı, sivil toplum hareketli, medya ilgili. Bilgi toplumu devrimi için ortam müsait. Daha iyi bir demokrasi, ekonomik büyüme ve toplumsal kalkınma için devrim kaçınılmaz. Bu arada gezegenin ekonomik coğrafyası hızla değişiyor. Bilgi toplumları hızla yükseliyor. Türkiye yeni dünya haritasında küçülecek mi, büyüyecek mi?
 
 
 

Anonim Şirketlerde Pay Senedi Bastırılması - Şerif Arı - Thursday, March 6, 2014  
 
Kalite ve Başarı Sempozyumu ve Bursa Kalite Ödülü - Emin Direkçi - Wednesday, February 19, 2014  
 
Tek Yol Bilgi Toplumu Devrimi! - Dr. Bahadır Kaleağası - Sunday, August 24, 2008  
 
Ses Marka Olur Mu? - Onur Yavuz - Sunday, August 24, 2008  
 
Gümrük Birliği Aleyhimize mi,Lehimize mi Çalışıyor? - Şerif Arı - Sunday, August 24, 2008  
 
Bizim İçin Lüks Olmayan Şeyler - Ahmet Altekin - Sunday, August 24, 2008  
 
Ekonomi Yavaşlıyor Mu? - Prof. Dr. Erdoğan Altekin - Sunday, August 24, 2008  
 
Uludağ Üniversitesi ve Sanayi İle İlişkiler - Prof. Dr. Ali Ceylan - Sunday, August 24, 2008  
 
Yaşayan Bir Şirket Yaratmak - Lami Yağcılarlıoğlu - Sunday, August 24, 2008  
 
Yönetişim Üzerine - Dr. Murat Kuter - Sunday, August 24, 2008