11/21/2017 2:52:41 PM

 
HABERLER

 
Bizim İçin Lüks Olmayan Şeyler - Ahmet Altekin - Sunday, August 24, 2008  
   
Arasında, yenilikçilik ile araştırma ve geliştirme bugünlerde üzerinde en çok durmamız gereken kavramların başında gelmektedirler. Bunun nedeni, araştırma alt yapısı, yetişmiş araştırmacı ve bilgi noksanlığı gibi sorunların çözülmüş olmaları değil; gelişebilmesi için yenilikçiliğin, farklı bir kültür ve bakış açısına gereksinimi olmasıdır . Bu düşünce değişikliğini sağlamak için birbirimizi ikna etmeye daha çok zaman ayırmamız gerektiğini düşünüyorum.
 
Bilim Ve Teknoloji Politikaları / Yenilikçilik
Bilim ve teknoloji politikası denilince, genellikle, bir ülkenin ‘bilim’ ve ‘teknoloji’ cinsinden çıktılarını artırmaya yönelik politikaları anlaşılır. Bilim ve teknoloji politikaları, ekonomi alanında ve askeri alanda, uluslararası rekabet şiddetlendikçe önem kazanmıştır. Çünkü, hem ekonomik hem de askeri güç, bilim ve teknolojideki üstünlüğe dayanır.
 
Bilimsel ve teknolojik araştırmaların çıktılarını artırabilmek için ülkenin insan kaynağının geliştirilmesi, araştırma kapasitesinin yükseltilmesi ve araştırma sürecinin etkinleştirilmesi gerekir. Bilim ve teknoloji politikaları, her şeyden önce, bunu başarmak için izlenecek yolu gösterir.
 
Ama, günümüzde, bu politikalar, bir ülkenin, yeni bilgi ve düşünceleri, ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürme yeteneğini artırmaya yönelik politikaları da kapsar hale gelmiştir. Yeni bilgi ve düşüncelerin ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürülmesi, bu bilgi ya da düşüncelerin, pazarlanabilir bir ürün ya da hizmete, yeni ya da verimliliği artırılmış bir imalat ya da dağıtım yöntemine, ya da yeni bir toplumsal hizmet yöntemine dönüştürülmesi demektir. Bu süreci, ‘yenilikçilik /inovasyon’ kavramıyla tanımlayabiliriz.
 
Dünyadaki uygulamalar, bilim ve teknolojiyi kendileri geliştirip üretemeyen ve inovasyon yeteneklerini sağlam bir zemin üzerinde geliştiremeyen ülkelerin bu yeteneklerinin kalıcı olmadığını göstermektedir.
 
Yenilikçilik: Farklı Dünya Bakışı
Bilim ve teknoloji politikalarının kapsamlarındaki genişlemenin altında yatan bir başka neden de, inovasyonun sadece teknik bir mesele olmamasından kaynaklanmaktadır.
 
Girişimcilik kültürüne sahip olmayan firmaların, özellikle de bu kültürden yoksun KOBİ’lerin, yatırım riskinin çok daha yüksek olduğu, yeni ortaya çıkan teknoloji alanlarında yeni ürünler geliştirmek üzere atılımda bulunabilmeleri çok zordur. Oysa, ekonomik
büyümeyi olumlu yönde etkileyen, getirisi en yüksek yatırım alanları yeni teknoloji alanlarıdır. Yenilikçilik kültürü, ancak, girişimcilik kültürü üzerine inşa edilebilir.
 
Bilim Ve Teknoloji Üretiminde Kamunun Ve Özel Sektörün Rolleri
Araştırma, geliştirme ve yenilikçilik yatırımlarının özelliğinden kaynaklanan güçlükleri dikkate alan, birbirinden tümüyle farklı nitelikteki ülkelerin hükümetleri, kendi sanayilerine çeşitli biçimlerde yardımcı olmaktadırlar. Ancak, gelişmişlik düzeyine bağlı olarak, harcamaların kamu kaynaklarından özel kuruluşlara doğru kaydığı gözlenmektedir.
 
ABD’de Federal Hükümetin 2007 mali yılı için Arge tahsisatı $ 137 milyar olarak gerçekleşmiştir. Bu rakam içinde vergi teşvikleri gibi harcamalar dahil değildir. Ancak, kamu harcamaları, en yüksek değerlerine ulaştığı 1960’lı yıllardan sonra 2000 yıllara doğru giderek azalmıştır: gayrisafi milli hasılanın % 1.5’larının üzerinden; % 0.7’lerin düzeyine. Buna karşılık, sanayiin harcamaları, 1980’li yıllarda kamu harcamalarıyla eşit düzeye gelmiş ve artmaya devam etmektedir. 2004 yılında kamu harcamaları, üniversitelerle birlikte %28 iken, sanayi harcamaları % 56 düzeyinde gerçekleşmiştir.
 
AB ise, 2000 yılında aldığı kararla, ARGE harcamalarının üçte ikisinin özel sektör tarafından karşılanacağını öngörmüştür.
 
2006 yılında Türkiye’de harcamaların % 51,3’ü üniversiteler, % 37’si özel sektör ve %11.7’si kamu tarafından yapılmıştır. Harcama kaynaklarının hızla düzelmesi gerekliliği aşikardır.
 
Avrupa Birliği’nin Bilim ve Teknoloji Politikası
Avrupa Konseyi’nin 2000 yılında, Lizbon’da yaptığı dönüm noktası niteliğindeki ilkbahar toplantısı’nda  “2010 yılına kadar, Avrupa’yı, ekonomik büyümesini, istihdamı ve toplumsal büyünlüğünü sürdürmeye muktedir, dünyanın en dinamik ve rekabet gücü en yüksek, bilgiye dayalı ekonomisi hâline getirme ve buna yönelik bir strateji izleme” kararını almıştır.
 
Konsey, daha sonra Barselona’da yapılan toplantısında ARGE harcamalarının Avrupa’nın gayri safi iç hasılasının (GSYİH) %3’üne çıkarılmasına karar vermiştir.
 
Bu kararlara rağmen, 2004 yılı sonunda Avrupa Komisyonu ve Avrupa Konseyi’ne sunulan Kok Raporu’nda , Kuzey Amerika ve Asya ile arasındaki ekonomik büyüme açığının giderek arttığı vurgulanmış ve beş alanda acilen eyleme geçilmesi istenmiştir:
 
Bilgi toplumuna geçiş:
İç pazarın oluşması (bütünleşmesi)
• Girişimciler için uygun ikliminin yaratılması.
• İş gücü pazarıyla ilgili düzenlemeler
• Sürdürülebilir çevre
 
Avrupa Konseyi, 2005 yılında yaptığı İlkbahar Zirve Toplantısı’nda Lizbon Stratejisi ve hedeflerini yeniden doğrulamış ve ekonomik büyüme ve istihdam, mevzuatın basitleştirilmesi ve hazırlanacak ulusal eylem planları yoluyla Lizbon Stratejisi ve hedeflerine ulusal düzeyde sahip çıkılması üzerinde odaklanmıştır.
 
AB organları, bilginin üretilmesi, yaygınlaştırılması ve kullanılmasını temsil eden ‘Bilgi Üçgeni’nin ana unsurları araştırma, eğitim ve inovasyon üzerinde odaklanan politikalar üretmektedir.
 
Türkiye’nin Arge harcamalarının 2006 yılı hedefi GSMH’nın %0,6’sıydı. Bu oran son düzeltmelerle birlikte % 0,53 olarak gerçekleşmiştir. Gelişme tablo1’de görülmektedir. 2010 yılı hedefi ise % 2’ye ulaşmaktır.
 
Sanayileşmiş ileri ülkelerde bu değer %2 ile 4 arasında değişiyor ve en ileri ülkelerde bu oran %5’ler düzeyine yaklaşıyor. 2006 yılında tüm harcamaların %86’sını en ileri 11 ülke yapılmıştır.
Tablo 2 de verilen karşılaştırmalar, ARGE’deki açığımız ve dolayısı ile almamız gereken yol hakkında fikir vermek açısından dikkat çekicidir. Tablo 3 de görüldüğü gibi gelişme hızımız ise arayı kapatmak için gerekli olandan daha yavaştır.
 
Buna karşılık, arayı kapamak amacıyla önemli adımlar atılmaktadır. 1990 yılların sonu ve 2000 li yılların başında araştırma geliştirme alanında ivmelenmeye yol açması amacıyla iki mekanizma devreye alınmıştı : Teknoloji Geliştirme Bölgeleri ve Üniversite Sanayi Ortak Araştırma Merkezleri programları. 2004 yılında teknoparkların kuruluşunu destekleyen 5228 no.lu yasa çıkarılmıştır.  2005 yılında TÜBİTAK’ın önayak olmasıyla hazırlanan ve araştırma ve geliştirmeyi destekleyen Vizyon 2023 Projesi sonuçları, Başbakanlık Genelgesi ile stratejik belge olarak yürürlüğe konmuştur..
 
Son olarak 2008 yılı Şubat ayında yasalaşan Araştırma Ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında 5746 No.lu Kanun, Temmuz ayının son günlerinde Uygulama ve Denetim Yönetmeliğinin de yayınlanmasıyla birlikte yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
 
Sonuç Yerine: Bir Hayal Kurma Çağırısı
Son Arge yasası hakkında ayrıntılı tartışmalar yapılmış olması ve hala yapılıyor olmasına karşın, bu alanda önemli ilerlemeler sağlamıştır. Şimdi odaklanmamız gereken, yasaların sağladığı imkanlar ve ulusal ve uluslararası destek programlarının en iyi şekilde kullanılmasıyla, Türkiye’yi bilgi üreten ve bilgi ürünleri satan bir ülke haline getirmek üzere üzerimize düşenleri yapmak olacaktır.
 
Tek başına bir gösterge olmamasına karşılık, herkesin, kendi cirosunun ne kadarının yeni ürün, hizmet veya verimlilik artışı yaratan faaliyetlere ayırdığına bakmasını öneriyorum. Bursa’daki tüm kuruluşların gelecek yıldan itibaren, cirolarının %1’ini bu alanda harcamaları halinde, önümüzdeki 5 yıl içersinde nasıl bir gelişme yaşanacağını hayal edebiliyor musunuz?
 
 
 
 
 
Tablo 1

Ortalama ülkeler

 Tablo 2

 
 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 
 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 






Tablo 3
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Anonim Şirketlerde Pay Senedi Bastırılması - Şerif Arı - Thursday, March 6, 2014  
 
Kalite ve Başarı Sempozyumu ve Bursa Kalite Ödülü - Emin Direkçi - Wednesday, February 19, 2014  
 
Tek Yol Bilgi Toplumu Devrimi! - Dr. Bahadır Kaleağası - Sunday, August 24, 2008  
 
Ses Marka Olur Mu? - Onur Yavuz - Sunday, August 24, 2008  
 
Gümrük Birliği Aleyhimize mi,Lehimize mi Çalışıyor? - Şerif Arı - Sunday, August 24, 2008  
 
Bizim İçin Lüks Olmayan Şeyler - Ahmet Altekin - Sunday, August 24, 2008  
 
Ekonomi Yavaşlıyor Mu? - Prof. Dr. Erdoğan Altekin - Sunday, August 24, 2008  
 
Uludağ Üniversitesi ve Sanayi İle İlişkiler - Prof. Dr. Ali Ceylan - Sunday, August 24, 2008  
 
Yaşayan Bir Şirket Yaratmak - Lami Yağcılarlıoğlu - Sunday, August 24, 2008  
 
Yönetişim Üzerine - Dr. Murat Kuter - Sunday, August 24, 2008