11/21/2017 2:53:38 PM

 
HABERLER

 
Yönetişim Üzerine - Dr. Murat Kuter - Sunday, August 24, 2008  
   
Önce yönetme kavramını ele alalım. Kavramın açılımı şöyle “Yönetme işi, çekip çevirme, idare”. Biz Türk toplumu olarak yönetmeyi çok severiz. 600 yıllık süreçte Osmanlı’nın torunları olarak herhaklde bu genlerimizde bulunmaktadır...
Hangi düzeyde olursa olsun daha iş hayatının birinci günündeki insanımız nasıl yönetici olabileceğinin hayallerini kurar. “Ben olsaydım”lı cümleler kurmaya başlar. Daha yaptığı işle ilgili yeterli bilgi birikimine ve o işin koşukllarının ne olduğu bilgisine ulaşmadan fikir üretmeye başlar. Daha doğrusu özünde o insan “Emir vermenin, iş yaptırmanın keyfini hayal eder”...
Bunun örenkeleirni çoğaltmak olasıdır. Ülkeyi yönetmekten, ekonomiyi yönetmeyi, kenti yönetmekten, futbol milli takımımızı yönetmeye kadar her alanda birşeyler duyarız.
Bundan yaklaşık 10 yıl önceydi. İstanbul’dan dönüyordum. Yolda Fevzi Çarlı Hoca ile karşılaştım. O da Bursa’ya dönüyordu. Beraber döndük...
İkimiz de İstanbul’da farklı birer toplantı için bulunuyorduk. Fevzi Hoca dönerken "yönetişim"den söz etmeye başladı. O zamanlar için yeni bir kavramdı.Yolculuk boyunca bu konu üzerine söyleştik. Konuyu açmaya ve örneklemeye çalıştık...
Daha sonra bu kavramı araştırdım. Ve zaman geçtikçe artık günlük konuşmamızın içine girdi...
Bu kavram genelde uluslararası platforma Dünya Bankası tarafından gündeme getirildi. Dünya Bankası kullandırdığı fonların, birçok az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkede amaçları dışında kullanıldığını saptamıştı...
O nedenle Dünya Bankası’ nın önerdiği uluslararasından çok yine devletlerin iç işleyişine ilişkin İngilizce "Good Governance" kavramı olan iyi yönetişim diye adlandırabildiğimiz bir kavramdı...

ÜLKEMİZDE YÖNETİŞİM
Ülkemize göz attığımızda resmi yazışmalarda ilk kez 2002 de İçişleri Bakanlığı tarafından valiliklere gönderilen bir yazıda (bir tamim de denebilir), eski tabiriyle, iyi yönetimden bahsedildiğini görmekteyiz...
Daha sonra 2002 Aralık ayında Abdullah Gül hükümeti iyi yönetişimden bahsetti...
Böylece ilk defa hükümet programına girmiş oldu...
Abdullah Gül sonrası Recep Tayyip Erdoğan’ın kurduğu hükümetin programında bu kavram yoktu...

YÖNETİŞİM NEDİR?
Yönetişim kavramını ülkemizin önde gelen siyaset bilimcilerinden Prof.Dr.Ersin Kalaycıoğlu şöyle tanımlıyor:

"Yönetişim, belirli bir kararı ve o karardan etkilenenleri temel alan bir yönetim biçimidir. Veya yönetim eski tabiri ile üslubudur da diyebiliriz. Bir siyasal karar ürettiğiniz zaman bu kararı kapsayacak olan ve dolayısı ile ondan etkilenecek olan herkesi kararın alınmasından önce haberdar kılmak, bilgilendirmek ve nihayet kararın alınması sırasında onların o karara bir katkı yapmasını sağlamak ve bu yolla yönetimi daha etkili ve kolay kılmak hedefini gütmektedir. Bu amaçla düşünmek, davranmak, hareket etmek demektir..."
Bu konuyu bir örnekle şöyle açabiliriz. Bursa’da tarım alanında yeni bir ekin geliştirmek, bunun üretimini gerçekleştirmek, bu amaçla belirli bölgeleri tarıma açmak veya orada eskiden ekilmekte olan ürün yerine yeni bir ürün sunmak gibi bir konu söz konusu...
Şeftali ekilen yerlere şeftali değil de brokoli ekimini sağlamak gerekir…
Bu tür bir kararı alırken Bursa’daki insanlar öncelikle bunu üretecek olanlar, bu konu ile ilgili sivil toplum örgütlerini, sonra bunu satın alacak olanlar, ondan sonra işleyecek olanlar, sonra onların işledikleri bitkileri tüketecek olanları bir araya getiriyorsunuz. Bu kararın gereğini anlatıyorsunuz. Onlara bu değişimde nasıl bir rolleri olacağını söylüyorsunuz. Sonra onların bu değişime sahip çıkmasını sağlamak, buradaki kararların çeşitli şekillerde alınmasını sağlamak/rol oynamalarını temin etmek suretiyle bu değişimi gerçekleştiriyorsunuz...
Peki, bu yapılınca ne mi yapılmış oluyor?
Buradaki insanların hepsini kararın alınmasında rol alan kişiler olarak kabul ediyorsunuz...
Böylece hepsi elini taşın altına koymuş oluyor...
Belki tarihleri boyunca ilk kez o insanlar önemsendiklerini ve adam yerine konulduklarını hissediyorlar...
Ayrıca burada yöneten, yönetilen farkı çok bariz biçimde ortaya çıkmıyor. Burada yöneten daha çok bir maestro yani orkestra şefi konumunda. Başka bir deyişle herkes eşit ama o eşitler arasında birinci. Sonuçta kararaı elbette yöneten veriyor. Ama buyurgan olmadan.
İşte, bu yönetişim böyle birşey...
Özünde gelişmiş demokrasilerin vazgeçilmez bir parçası. Sivil inisiyatifin kararlara katkı koyması ve kararların alınışında rol oynaması...
Hem bireyin, hem de üçüncü sektör diye adlandırdığımız sivil toplum örgütlerinin kararlara katıldığı ağırlık koyduğu bir ülke düşünün...
İlk anda “bu bizde olmaz” diyebilirsiniz....
Bizim yöneticimiz “hiç bilgisi bile olmadığı konularda karar almasını sever” de diyebilirsiniz...
Ünlü fizikçi Albert Einstein’ın dediği gibi “Hayal etmek her şeydir. O gelecekte yaşananların öngösterimidir” de diyebilirsiniz...
Özünde bu konu bir bağlamda taraflar konusudur. Üniversitelerimiz bile bu konu ile yeni tanışmıştır ve özümsendiği de söylenemez...
Belki bir gün, bir tarihte yönetişiriz...
 
 

Anonim Şirketlerde Pay Senedi Bastırılması - Şerif Arı - Thursday, March 6, 2014  
 
Kalite ve Başarı Sempozyumu ve Bursa Kalite Ödülü - Emin Direkçi - Wednesday, February 19, 2014  
 
Tek Yol Bilgi Toplumu Devrimi! - Dr. Bahadır Kaleağası - Sunday, August 24, 2008  
 
Ses Marka Olur Mu? - Onur Yavuz - Sunday, August 24, 2008  
 
Gümrük Birliği Aleyhimize mi,Lehimize mi Çalışıyor? - Şerif Arı - Sunday, August 24, 2008  
 
Bizim İçin Lüks Olmayan Şeyler - Ahmet Altekin - Sunday, August 24, 2008  
 
Ekonomi Yavaşlıyor Mu? - Prof. Dr. Erdoğan Altekin - Sunday, August 24, 2008  
 
Uludağ Üniversitesi ve Sanayi İle İlişkiler - Prof. Dr. Ali Ceylan - Sunday, August 24, 2008  
 
Yaşayan Bir Şirket Yaratmak - Lami Yağcılarlıoğlu - Sunday, August 24, 2008  
 
Yönetişim Üzerine - Dr. Murat Kuter - Sunday, August 24, 2008