11/20/2018 3:38:00 PM

 
HABERLER
ANA SAYFA  >  HABERLER  >
Otomotiv Sektörü 2008 Yılı Yarısı Durum Değerlendirilmesi
8/14/2008
 Otomotiv sektörü 2008 ilk yarısı durum değerlendirmesi.
 
Otomotiv sanayii yeni yatırımlar ve ihracatın katkısıyla üretimini 2008 yılında daha fazla artırmıştır. Taşıt araçları üretimi geçen yıl aynı döneme göre % 40 artış göstermiştir. Üretim artışı esas olarak ihracattan kaynaklanmıştır. Bu yılın ilk 7 ayında, taşıt araçları ile aksam ve parçalarının toplam ihracatı yüzde 41 artarak 15 milyar doları geçmiştir. Aynı dönemde yan sanayi ihracatı ise 4 milyar 653 milyon dolar olmuştur.
 
Otomotiv şehrimizde de en önemli sektör durumuna gelmiştir. Bursa’da açıklanan 250 büyük firma arasına giren şirketlerin sektörel dağılımı incelendiğinde, yüzde 24 lük payla otomotiv ana ve yan sanayii ilk sırada yer almaktadır, cirolar toplamında da yüzde 44,5 ile yine otomotiv ana ve yan sanayii açık ara ile ilk sıradadır.
 
Ayrıca ;
2007 yılı İSO İLK 500 FİRMA çalışmasında gelenek bozulmamış olup;
Otomotiv Üreticileri büyük sanayi kuruluşları listesinin 2. – 191. sıra aralıklarında yerlerini almıştır,
EN ÇOK İHRACAT YAPAN 50 KURULUŞ arasında 8 Otomotiv üreticisi
ENÇOK KİŞİ ÇALIŞTIRAN İLK 50 KURULUŞ arasında da yine 8 Otomotiv üreticisi üst sıraları paylaşmışlardır.
Otomotiv sanayiinde ücretli çalışanların payı 1983 yılında sadece %3 iken
2007 yılında bu oran %13’ e yükselmiştir.İşsizliğin çok canımızı yaktığı bu dönemde sektörün istihdama yönelik artan bu katkısının da önemle altının çizilmesi gereklidir.
 
Türkiye Avrupa'da otobüs üretiminde birinci, hafif ticari araç üretiminde ise ikinci sırada yer almaktadır. Türkiye zaman içinde otomotiv sektöründe dünyada şimdi bulunduğu 16. sıradan, 10. sıraya, AB'de de ise 3. sıraya yükselebilecek potansiyele sahiptir. Türk malı otomobiller dünyada 150’den fazla ülkede satılmaktadır. Otomotiv ihracatı içinde yüzde 30 gibi önemli bir payı bulunan otomotiv yan sanayinin ürünleri de dünya otomotivinin dev markaları tarafından tercih ediliyor. Bunlar arasında lüks otomotivin tüm önemli markaları da yer almaktadır.

Otomotiv sektörü Türkiye’nin en büyük ve önemli sektörü olduğunu kesinleştirmiştir,geçen yıla baktığımızda 21,2 milyar dolar ihracatla toplam ihracatımızın %20 sini otomotiv sektörü gerçekleştirmiştir.
Ancak bizi üzen konu otomobilde ithalat oranının her yıl arttığıdır. Otomobil ithalatın payı bu yıl % 66 gibi çok yüksek orana yükselmiştir. Türk lirasının aşırı değerlenmesi ithalatı teşvik etmektedir. Zaten çok dar olan iç pazar talebinin de bu yolla karşılanması yeni projelerden pay almada önümüzü kesmektedir. 2.000.000 adetlerden bahsettiğimiz bu dönemde bu sayıların hayal olmaması için acil önlemler gerekmektedir.Bugünkü gibi yüksek vergilerle iç pazarın ne olduğunu gördük,1993 den bu yana pazar aynı, Otomotiv sektörü kayıtlı sektör olmasının cezasını yeterince çekti, Genel bütçede ne zaman bir eksik olsa akla ilk gelen sektör otomotiv sektörü oluyor,dünyada KDV dışında bir vergi yok,en azından halk tipi araçlardan daha düşük oranda vergi alınabilir, iç pazar canlandırılabilir unutmamak gerekiyor ki 1994 deki sektör yatırımları olmasaydı,bugünkü üretim ve ihracat rakamlarına ulaşmak hayal olurdu, daha fazla ısrar etmeden bu vergilerin makul seviyelere indirilmesi şarttır. İç pazarı olmayan bir ülkeye yeni projelere yönelik yatırım alamazsınız, gelmezler çünkü.
 
Üretim maliyetlerimiz hızla artmaktadır;
Ocak temmuz döneminde sac , plastik, enerji gibi temel girdilerde önemli oranda artışlar olmuştur. Son ay doğal gazda % 18,8 oranında ,elektrikte %20 oranında yeni zamlar yapılmıştır, sac fiyatlarında artış dolar bazında % de 85 olmuştur. (Sac fiyatı 01.01.2008  de 735 $ / ton iken   en son 21.06.2008 tarihinde  gelen zam ile 1360 $ / ton oldu . Bu artış sadece baz fiyattaki artıştır. Bunun yanında 45 $ / ton gibi kalite ve asitleme ekstrasına da zam gelmiştir.) TÜFE Artışı 2008 yılının ilk 7 ayında % 6,6 iken üretici fiyat enflasyonu % 15,2 dir. Bu durum üreticinin maliyet artışlarını fiyatlarına yansıtamadığını göstermektedir.
 
Avro ve Amerikan Doları değeri değişimi yıllar itibariyle enflasyonun çok altında kalmıştır. Bu durum ithalatı teşvik etmekte, ihracatçıyı ve sanayiciyi kösteklemektedir. Türk Lirası borçlanma faizinin çok yüksek olması, sanayicinin borçlanma yapısını da değiştirmiştir, döviz ile borçlanma artmıştır ancak 50 milyar dolara ulaşan cari açık döviz ile borçlanma riskini de artırmaktadır.
 
Peki sektör nasıl ayakta kalıyor?
Ana sanayiinin projeleri 10 yıl gibi uzun vadeli projeler,yıllar içinde fiyat ayarlamaları ile normalde sürec çalışır,ana sanayii ham madde bağlantılarını yaparken yan sanayii ihtiyacını da dikkate alır, bu yan sanayii için bir avantajdır. Ancak içinde bulunduğumuz durum gibi ön gördüğünüz değerlerde ciddi sapmalar olması halinde, tüm sektörde kar marjlarının daralması nedeniyle, bu avantajların korunması mümkün olmamaktadır.
 
Genelde yan sanayii; yaptığı verimliliklerle, yeni fiyatlarla aldığı yeni işlerle bu farkları kapatmaya çalışır, kapatamazsa da zaten çok dar olan kar marjlarından verir.
 
Geçenlerde bir işadamı ‘Ben bu ihracattaki artıştan hiçbir şey anlamıyorum. Bir yanda ağlayan ihracatçılar, diğer yandan da ardı ardına gelen rekorlar’ demiş. Gerçekten Türkiye’nin ihracattaki performansı tam anlamıyla başarı öyküsüdür.
Ancak, belli büyüklüklere geldikten sonra büyümek, başarıyı sürdürmek daha da zorlaşıyor, çünkü, dünyada sınırlar kalktı, Türkiye’ye yeni rakipler geliyor. Bunlar olurken, Türkiye, değerli parası, enerji fiyatları ve işçilik maliyetleri nedeniyle rekabet avantajını da kaybediyor. İhracatta müşteri çok zor bağlanıyor ancak kaçırmak çok kolay. Türkiye önümüzdeki on yılda da bu performansını göstermeli, politikalar buna göre şekillendirilmelidir. Arge’de gelişmeyi sağlayıcı, enerjiyi de içerek şekilde maliyetleri düzenleyici ve Marmara bölgesinin lojistik alt yapısının ihtiyaca uygun hale getirilmesi dahil sektörün gelişmesini özendirecek önlemler hızla hayata geçirilmelidir.
 
İstanbul Sanayi Odası, "Ekonomik Durum Tespit Anketi"nin 2008 ilk yarı sonuçları ve ikinci yarı beklentilerine göre, üretim, iç satışlar, dış satışlar, yeni siparişler ve istihdamı kapsayan 5 temel konudan dördünde göstergelerin önceki dönemlere göre kötüleştiğini açıkladı. Ancak istihdamda durumu büyük ölçekli işletmelerin kurtardığı görüldü. İSO Başkanı "Sanayicimiz yine de iyimserliğini koruyor. Ancak ayağında, kolunda, başında aynı anda çemberler çeviren akrobata benziyor. İşini yürütmek için adeta cambazlık yapıyor" dedi.

 
İstihdam paketi ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek 5 puanlık SSK prim indirimi olumlu adımlardır. Önümüzdeki Eylül ayında metal iş sanayiinde toplu iş sözleşmesi sonuçlanması beklenmektedir. İşçiliklere tekrar bir artış gelecektir eğer bu artış makul ölçülerde olmaz ise sıkıntı daha da büyüyecektir.
 
Sonuç olarak Gerçekten otomotiv sanayicileri artan maliyetler,yeni pazarların getirdiği rekabet arasında yaşam için savaş vermektedir.
 
Ancak;
Sanayiicimiz iyimserliğini de korumaya devam etmektedir.Bir şirket yada sektör zamanla büyür,gelişir,ama bir noktadan sonra ek tedbirler alınmaz birtakım yenilikler yapılmazsa küçülmeye mahkumdur. Artık otomotiv sektöründe Lig değiştirmek zamanıdır. Globalleşen dünyada değişime ayak uydurabilme başarısını gösterebildiğimizde rekabet gücümüz artacaktır. Otomotiv Sektörünün de bir dönüm noktasında olduğu da kesindir.Bunun için önümüzdeki on yılın makro planlarının yapılması, stratejik planların paralelinde büyümelerin gerçekleştirilmesi olmazsa olmaz bir açılım olarak değerlendirilmektedir. Bu da Sektör temsilcileri ve kamu otoritesi ile birlikte ve inançla, çabayla gerçekleştirilecek bir olgudur.
 
Oya Yöney

BUSİAD Başkan Yardımcısı