11/18/2018 3:25:08 AM

 
HABERLER
ANA SAYFA  >  HABERLER  >
Makine ve Kimya sektörlerinin sorunları masaya yatırıldı
1/28/2008

BUSİAD tarafından hazırlanan makine ve kimya sektörleri raporunu açıklayan Arif Özer, en önemli sorununun kayıt dışılık ve kalifiye eleman sıkıntısı olduğunu söyledi.

Bursa Sanayicileri ve İşadamları Derneği (BUSİAD), Makine ve Kimya sektörlerinin sorunlarını ve çözüm önerilerini detaylı bir rapor haline getirerek kamuoyuna açıkladı.

BUSİAD Evi'nde yapılan toplantıda konuşan dönemin BUSİAD Başkan Vekili Arif Özer, sektörlerin en büyük sıkıntısının kayıt dışılık ve eğitim olduğunu söyledi. Türkiye'nin özellikle son yıllarda makine kimya alanında büyük hamle yaptığını belirten Özer, "fiu anda 200 ülkeye ihracat yapmaktayız. Bu da kalitenin önemini göstermektedir. Arap ülkeleri bize sipariş vermezken şimdi onlar da Türk malı makineleri tercih etmekte. Bunun yanında ciddi anlamda sıkıntılarımız mevcut. Bazı firmalarda çalışan kalifiye elemanların büyük otomobil fabrikalarında çalışmaya başlaması, sektörün kalifiye eleman ihtiyacını artırmış ve bu da sektörde sıkıntıya sebep olmuştur. Demir-çelikte söz sahibi olan ülkeler üretimi azaltıp fiyatı yükseltmekte. Girdi maliyetinin yükselmesiyle birlikte bunun müşteriye yansıtılmak istenmemesi, sektörün sıkıntılarını artıran bir diğer etken olarak karşımıza çıkıyor. Tabii birçok sorun var, amacımız çözüm üretmektir" dedi.

Çözüm için birçok yolun olduğunu ve bunların yapılması halinde sektörlerin yeniden canlılık kazanacağını söyleyen Özer, "Yüksek oranlara varan kayıt dışılığın önüne geçilmesi, makine sektörüne hükümet tarafından gerekli destek sağlanması, uygun kredi temini, finansal kiralama ile yapılacak yatırımlarda KDV oranının yüzde 1'e çekilmesi, üniversitelerin sahip olduğu bilgi birikimini sanayicilerimizle paylaşması getirdiğimiz çeşitli önerilerimizdir. Bunun yanında düşük kur ve yüksek faiz uygulaması sonucu yaşanan olumsuzluklarla ilgili politika değişikliklerinin hayata geçirilmesi sektörde önemli ölçüde rahatlamaya sebep olacaktır" dedi.

TÜRK MAKİNE VE KİMYA SEKTÖRLERİNİN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 
BUSİAD, Türkiye’nin 4. büyük kenti olan Bursa’nın Sanayici ve İşadamlarının 1978’den beri sesi olmuş bir sivil ekonomik platform olarak, Avrupa Birliği sürecinde sektörlerin sorunlarını belirleyip çözümler üretmek, bunları kamuoyu ve yetkili makamlarla paylaşarak, ortadan kaldırılması konusunda katkı sağlamak görevini sürdürmektedir. Bu görevin bir parçası olan 2007 yılı Makine ve Kimya Sektör Toplantısı , 28 Ocak 2008 tarihinde BUSİAD Evi Toplantı Salonunda gerçekleştirilmiştir. Toplantıda sektörün önemli kuruluşlarının temsilcileri, Uludağ Üniversitesi’nin ilgili bölümlerinden öğretim üyeleri, KOSGEB İl Müdürü, TMMOB Makine Müh. Odası Başkanı ile BUSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, sektörün içinde bulunduğu durumu, sorunlar ve çözüm önerilerini tartışarak aşağıdaki raporu hazırlamışlardır:

SEKTÖRÜN SORUNLARI (Makine) 
20 Aralık 2006 ’da yapılan önceki sektör toplantısında tespit edilen sorunların üzerinden yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen pek çoğu henüz giderilememiştir. Çözümlenmemiş sorunları ve çözüm önerilerini, hatırlamak ve bir an evvel çözümünün sağlanması amacı ile 20.12.2006 tarihli sektör raporu gözden geçirilmiştir.



1) Makine İmalat Sektörü Türkiye’nin en stratejik sektörüdür. Reel sektör tanımına en uygun ve sanayinin alt apısını oluşturan sektörlerden biridir. Eğer teşvik görürse beraberinde birçok sektörü de harekete geçirebilir. Bu sektörleri; dökümcülük, kaynak tekniği, talaşlı imalat, kalıpçılık, kauçuk, plastik, boya, makine elemanları vb. olarak sayabiliriz. Devlet, Makine Sektörü hakkında yeterli verilere ve bilgi birikimine sahip olamadığı için sektöre yol göstericilik yapamamakta , sektör için bir strateji ve politika belirleyememektedir. Son yıllarda bölgesel olarak 50 bin civarında KOBİ‘de envanter çalışmaları yapılmış ve Odalar Birliği tarafından bu çalışmaların sonuçları yayınlanmış olmasına rağmen, verilerin sağlıklı olmaması sebebi ile bu çalışmalar henüz amaca hizmet edecek yapıda değildir. Reel sektör, her geçen gün ağırlaşan rekabet ortamında acil çözüm bekleyen sorunları ile baş başa bırakılmıştır. Türban gibi yaratılan suni gündemlerle bir yere varılamayacağı aşikardır. Israrla devam edilen düşük kur / yüksek faiz politikası ile Ülke sanayi kan kaybetmektedir. Yapılan özelleştirmelerden elde edilen gelir, borç faizini bile karşılayamamakta, Ülkemizin öz kaynakları özelleştirme adı ile çok uluslu şirketlerin eline geçmektedir. 

2) Makine imalatı ülkemizde, genellikle büyük sanayi bölgelerindeki yüksek arsa maliyetlerinden dolayı küçük sanayi sitelerinde, yatırım maliyetlerinin yüksekliği sebebi ile dar ve derme çatma yapılarda gerçekleştirilmektedir. Her ne kadar üretimin bir kısmı otomasyon kontrollü tezgahlarla yapılıyor olsa da emek yoğun ve kalifiye eleman gerektiren bir sektördür. Yeni yeni görülen büyük kuruluşlar için işe sanayi arsası bulmakta güçlük çekilmektedir .

3) Sanayi – Üniversite işbirliğine en çok ihtiyaç duyulan sektörlerden biri olan Makine Sektörünün hizmet alabileceği üniversitelerde yeterli teknik eğitim verilememektedir (özellikle Teknik Üniversite olmayanlarda). Çağdaş teknolojileri öğrenme ve uygulamada yetersizlikler vardır, okullar arasında eğitim kalitesinde büyük farklar oluşmuştur. Makine Sektöründe yetişmiş elemanın önemi daha fazladır. Diğer taraftan Ülkemizde, Üniversiteler önünde bekleyen genç yığınların büyük bir kısmı düz lise mezunlarıdır. Çok zor rekabet şartları içinde olan sanayi bu büyük kitleden yararlanamamaktadır. Her geçen gün artan bu genç ve işsiz nüfus, artık Üniversiteyi bitirince bile, sanayinin istediği vasışarda olmadığı için iş bulamamaktadır.

4) Makine sektöründeki firmaların nerede ise tamamı, KOBİ diye adlandırdığımız küçük ve orta ölçekli kuruluşlardır. Bu kuruluşların, yapacakları modernizasyon, AR-GE ve inovasyon yatırımları için ayıracakları büyük sermayeleri veya bankalarda karşılıksız (ipotek vs) yüksek kredibiliteleri olmadığından yatırımlarının tamamını LEASING (Finansal Kiralama) yolu ile yapmakta idiler! Ancak, finansal kiralama için hükümetin getirdiği %18‘lik KDV oranı, sektör için yapılmış en büyük ve en sakıncalı uygulama olmuştur . Ülkemizin lokomotif sektörü olan Makine sektörünün önü bu uygulama ile kesilmiş bulunmaktadır. Üretiminin tamamına yakınını ihraç eden sektörün diğer bir sıkıntısı ise her seferinde ödemek zorunluluğu olan %3‘lük KKDF oranıdır. Diğer taraftan vergi mahsubunun kaldırılması da sektörün sıkıntılarını arttıran başka bir etkendir. Bir yandan sanayiciye ağır yaptırımların uygulanması (Özürlü, mağdur, eleman istihdamı, değişik uzmanlıkların mecburi istihdamı, iş kazalarında işverenin sanki kasten bu vakaya sebebiyet vermişçesine maddi ve manevi en ağır yaptırımlara maruz bırakılması, AB normlarına hızlı geçiş, yüksek vergiler, pahalı enerji, işçiye iş güvencesi gibi), diğer yandan hiçbir müessesenin altından kalkamayacağı Kıdem Tazminatı uygulaması sektörde istihdam açısından büyük sorunlara yol açmaktadır.

Makine sektöründe enerji maliyeti önemli bir girdidir. Ülkemizde bunun çok pahalı olması, rekabet gücünü olumsuz etkilemektedir. Muhtelif ülkelerden, düşük kur politikasının da desteği ile ithal kalitesiz ara ürün, imalat ve kullanım aşamasında tehlikeli ve geri dönüşü olmayan problemlere ve haksız rekabete sebep olmakta , ülke ekonomisi için dış ticaret açığının büyümesinde etkin rol oynamaktadır.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ (Makine) 
Ülkemiz için büyük istihdam ve ciddi ihracat potansiyeline sahip, stratejik önemi olan ve son yıllarda en hızlı gelişimi gösteren Makine Sektörü, Hükümetimiz tarafından daha fazla desteklenmeli ve önündeki; yüksek yatırım maliyeti, yüksek istihdam maliyeti ve yüksek enerji maliyeti engelleri derhal kaldırılmalı, sektörel yatırım teşviki imkânı sağlanmalıdır. Alınacak ivedi tedbirlerle ve uygun kredi şartları yaratılarak sektörün rekabet imkânları arttırılmalıdır. Makine, kalıp imalat sektöründe yatırım ve istihdam teşvikleri belli bir coğrafi bölge ve süre ile sınırlandırılmamalıdır, yatırım indirimi tekrar yürürlüğe konmalıdır. En önemlisi de, sektörün önünü görüp stratejik, uzun vadeli planlar yapılabilmesi için bölgesel envanter çalışmalarına sağlıklı bir şekilde devam edilmelidir. Arsa yatırımı maliyetlerini düşürmek için, yerel yönetimlerin ve belediyelerin sanayi arsaları üretimine hız vermeleri, özellikle sanayi yoğun bölgelerde bunun en kısa sürede gerçekleştirilmesi şarttır.

Üniversitelerimiz sahip oldukları bilgi birikimi ile aynı bir özel teşebbüs süratiyle sanayicilerimizin sorunlarına çözüm bulacak yapıya kavuşturulmalı, buna hizmet edecek TEKNOPARK’lar biran önce hayata geçirilmeli, bu teknopark binalarında buradan faydalanmak isteyen kuruluşlara yetecek kadar kapasite ve alt yapı sağlanmalıdır. YÖK, mühendislik fakültelerinin bir Teknik Üniversite çatısı altında toplanmasını sağlayarak; eğitim, laboratuar, atölye, araştırma-geliştirme birimlerinin daha fazla maddi imkânlardanfaydalanmasına zemin hazırlamalıdır. Geniş ve modern alanlara kavuşturulacak teknik üniversiteler, çok teorik olduğu şeklinde eleştirilen üniversite eğitiminin uygulama alanında da büyük olanaklara sahip olması ile üretime dönük daha fazla proje gerçekleştirebileceklerdir. Teknik meslek liselerinin önü açılmalıdır. Meslek Okulları ve Meslek Yüksek Okulları sanayimize fayda sağlayacak şekilde ve en kısa sürede yapılandırılmalı, mezunlarının hemen iş hayatına atılabilecekler, teknik bilgi ve beceri sahibi olarak yetiştirilmeleri için devlet tarafından çalışmalara süratle devam edilmelidir. KOBİ‘lerin hayatta kalabilmesi için LEASING / Finansal Kiralama ile yapılacak yatırımlarda KDV oranının eskiden olduğu gibi % 1 olarak derhal değiştirilmesi gerekmektedir. İhracattaki % 3 ‘lük KKDF oran ortada kaldırılmalı veya vergi iadesi şeklinde bir mahsuplaşma ile bunun ihracatçı üzerindeki menfi etkisi azaltılmalıdır. Reel Sektörün en büyük finans kayıplarından biri olan kıdem tazminatı uygulamasına en kısa sürede bir çözüm bulunmalı, istihdam ve verimliliğin önündeki bu önemli engel, sanayicinin korkulu rüyası olmaktan çıkarılmalıdır. Makine sektörüne büyük darbe indiren, düşük kur / yüksek faiz uygulaması politikasının sonucu olarak artan ara malı ithalatının durması için gerekli politika değişikliklerinin hayata geçirilmeli ve ülkemize kalitesiz ürün girişi önlenmelidir. Makine sektörü enerji yoğun bir sektördür. Dünyanın en yüksek enerji maliyetleri ile üretime devam etmek mümkün görülmemektedir. Bu sebeple artan enerji fiyatları kesinlikle aşağıya çekilmelidir. 

SEKTÖRÜN SORUNLARI (Kimya) 
Tüm sektörlere girdi sağlayan Kimya Sektöründe eski, köklü kuruluşlar (Petkim, Tüpraş, Gübre Fabrikaları, Aksa gibi) dışında yeni yatırımların çok büyük sermaye ve teknoloji ihtiyacı gerektirmesi sebebiyle yapılamaması, kimyasal ürünler açısından ülkemizi büyük ölçüde dışa bağımlı kılmaktadır. Devletin, Kimya Sektörü ve Madenlerimizin kullanımıyla ilgili ciddi bir politika ve stratejisinin olmaması sebebiyle, çok zengin yer altı kaynaklarına sahip olmamıza rağmen, bunların yeterince değerlendirilmemesi veya çok az katma değer sağlayan 1. ve 2. proses ürünleri şeklinde değerlendirilmesi; hem düşük kar marjına hem de kaynak israfına neden olmaktadır. Devletin sektörel kontrol mekanizmalarına sahip olmaması ve yol gösterme vazifesini yerine getirememesi sebebiyle; uygun olmayan yerlerde, teknolojik altyapı hazırlanmadan münferiden yapılan ve küçük bir ürün gamını hedeşeyen kimyevi madde üretimi, kayıt dışılığa zemin hazırlayıp haksız rekabeti arttırırken çevre kirliliği içinde büyük tehlikeler yaratmaktadır. Kimya Sektörünün gelişimi konusunda üniversitelere büyük iş düşmesine rağmen, sanayicilerimiz ile üniversite arasında maalesef yeterli iş birliği sağlanamamaktadır. Üniversitelerimiz sanayicilerden proje getirmelerini istemektedir. AB’nin zorunlu kıldığı kalite ve çevre standartlarının sağlanması, Kimya Sektöründe istihdam edilen kaliteli eleman sayısına büyük oranda bağlıdır.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ (Kimya) 
1) Kimya Sektörünün ihtiyaç duyduğu ileri teknoloji ve yabancı sermaye ülkemizde yatırım yapmaya özendirilmelidir. Tüm sektörlerin dışa bağımlılığının azaltılması ancak, yabancı sermayenin, pek çok ürün hedefli, tam entegre-sıfır atıklı yeni kimya tesisleri kurmasıyla sağlanabilir. Buda sektörel gelişme için bir devlet politikası oluşturularak başarılabilir. 
2) Yer altı zenginliklerimizin, madenlerimizin katma değeri en yüksek olacak şekilde ülkemizde işlenmesi için yapılması gereken yatırımlarda gerek bilgi ve gerekse yatırım indirimi desteği ile sanayicimize destek olunmalıdır. Ancak bu şekilde kaynak israfı önlenerek yeraltı kaynaklarımız gerçek değerini bulacaktır. 
3) Haksız rekabet ve çevre kirliliğinin önlenmesi, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleri ile devletin el ele vermesi ile sağlanabilir. Yerel yönetimlere düşen en büyük görev; ayrılmış sanayi bölgelerinde sadece belirli konularda üretim yapacak kimyasal kuruluşların çalışmasını sağlamaktır. 
4) Üniversitelerimiz sahip oldukları bilgi birikimi ile aynı bir özel teşebbüs süratiyle sanayicilerimizin sorunlarına çözüm bulacak yapıya kavuşturulmalı, buna hizmet edecek TEKNOPARK’lar biran önce hayata geçirilmelidir. 
5) Kimyasal madde üreten sanayi kuruluşlarında o branşta üniversite veya teknik okul mezunu kişilerin istihdamı özendirilmelidir. Böylece, kalite ve çevre standartlarına uyum daha bilinçli olarak ele alınıp gerçekleştirilebilir.