12/17/2018 2:01:50 PM

 
HABERLER
ANA SAYFA  >  HABERLER  >
Yatırım İklimi Açısından Bursa’nın Geleceği’ konulu panel yapıldı.
12/18/2014

T.C Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verilerine göre; Bursa ve ilçelerinde Türkiye’nin ilk OSB’sinin de içinde olduğu 14 Organize Sanayi Bölgesi bulunuyor.

Yatırım iklimi açısından Bursa için büyük bir avantaj olarak gözüken bu sayı, gerçekten ihtiyacı karşılıyor mu? İstanbul- İzmir otoyolunun da yapılmasıyla Bursa, sanayideki cazibesini nereye kadar sürdürecek?

İşte bu soruların, Bursa’nın geleceğini planlayanlar tarafından analitik bir bakış açısıyla değerlendirilmesi ve kamuoyunun aydınlatılması amacıyla BUSİAD Yönetim Kurulu tarafından BUSİAD Evi’nde “Yatırım İklimi Açısından Bursa’nın Geleceği” konulu bir panel düzenlendi.

Hızlı büyümenin artı ve eksileri oldu

BUSİAD Başkanı Günal Baylan, panelin açılışında yaptığı konuşmada, 6 bin yıldır çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapan Bursa’nın, 7 yüzyıldır, önce Osmanlı ardından da Türkiye Cumhuriyeti ile değişerek ve gelişerek günümüze kadar gelen bir kent olduğunu anımsattı.

Yeşil Bursa’nın, tabiatın verdiği tüm doğal güzelliklerle geçmişten bu yana ilgi ve göç kaynağı olduğunu anlatan Baylan, söz konusu ilginin, daha sonraki yıllarda sanayinin de gelişmesiyle arttığını vurguladı.

1960 sonrası büyümenin; kente sağladığı olumlu katkıların yanında, yeşil doku ile özgün mimaride olumsuzluk yarattığını belirten Baylan, bugün değerleri ile cazibe merkezi haline gelen Bursa’nın büyümesinin önlenemeyeceğini vurguladı.

Gelecekle ilgili kaygılarımız var

Baylan, “Belediye başkanlarımızın başarılı çalışmaları bu ilgiyi kontrol altına alsa da; iş dünyası olarak gelecekle ilgili bazı kaygılarımız var. Bursa; tarım alanları ve ihracattaki performansıyla öne çıkan bir şehir. Hızla büyüyen dünya ve ülke nüfusu, gelecekte tarımı ve tarıma dayalı sanayiyi ön plana çıkaracak. Dolayısıyla tarımsal alanlar kesinlikle korunmalı. Bursa; kaliteli üretimi ve yüksek ihracatıyla Türkiye ekonomisinin lokomotif şehri… Her sektörde kümelenmeye de müsait. Yatırımcıların ilgi odağı olan Bursa, gelecekteki büyük projelere de açık ve hazırlıklı olmalı. Görüldüğü gibi Bursa’nın vazgeçilemeyecek değerleri var. Bu değerler; gelen talepler doğrultusunda doğru yönetilerek korunmalı. Toplantımız, 1/100.000 ölçekli planın mimarları tarafından kamuoyunun aydınlatılması, bununla birlikte Bursa’nın geleceğinin şekillendirilmesi ve Bursalıların bilinçlendirilmesine katkıda bulunmak amacıyla organize edildi. Plan uzun çalışmalar neticesinde, kurum ve kuruluşların katkılarıyla yapıldı. Projelendirmeye dönüşürken muhakkak ki farklı düşünceler ortaya çıkabilir. Ben, Büyükşehir Belediye Başkanımızın bu konuda yapacağı liderlikle şehrimizi geleceğe en iyi şekilde hazırlayacağına inanıyorum. Geleceği şekillendiren çalışmalar ortak akılla yönlendirilmeli ve yapılacak projeler halka tanıtılmalı. Projelerin askıda geçen süreleri esnasında gelen katkılar da değerlendirilmeli. Küresel ısınma, çevre ve diğer konulardaki geleceğe yönelik projeler; kaliteli yaşamı ön plana çıkararak, bilimsel yol haritasıyla kurumlar arası koordinasyon sağlanarak gerçekleştirilmeli. Bu doğrultuda yapılacak çalışmalar; Büyükşehir Belediye Başkanımızın liderliğinde, ülkemiz için rol model olacaktır. BUSİAD olarak toplantı sonrası çıkan sonuçlardan, araştırmaya açık alanlarda her zaman destek vereceğimizi bildiririz” dedi.

Derdimiz Bursa…

Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Bayram Vardar da yaptığı konuşmada, kentte hayata geçirdikleri çevre temalı çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Bursa’nın geleceğini şekillendirecek 1/100.000 ölçekli çevre planı çalışmalarını da anlatan Vardar, söz konusu planın çalışmalarının yoğun katılımla yapıldığını hatırlattı. Vardar, “Derdimiz Bursa. Şehrimize dair vizyonu ortak akılla ortaya koymaya çalışıyoruz. Bu planda da farklı mesleklerden ve akademisyenlerden çok sayıda katılımla çalışmalar yapıldı” diye konuştu.

Planın hukuki aşamada olduğunu ifade eden Vardar, halka rağmen değil halkla birlikte hareket ettiklerine işaret ederek, Bursa’nın daha yaşanabilir, daha sağlıklı, daha yeşil bir şehir olması adına çalışmalar yapıldığını vurguladı.

‘Yatırım İklimi Açısından Bursa’nın Geleceği…’

Açılış konuşmalarının ardından, Bursa 1/100.000 ölçekli plan çalışmasını yapan akademisyenlerden, İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlaması Bölüm Başkanı Prof. Dr. Handan Türkoğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda, yine söz konusu plan çalışmasına katkı koyan İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlaması Bölümü Şehircilik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ocakçı, Bursa Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Karademir, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Temsilcisi Ali Ekinci ile Ünver Grup Yönetim Kurulu Başkanı, sanayici Ayhan Korgavuş görüşlerini açıkladılar.

Tarım ile sanayi dengeli gitmeli

Türkiye’de gelinen noktada artık sanayi ile tarımın dengeli gitmesi gerektiğini belirten Handan Türkoğlu, global ekonomik şartlarda sadece sanayiden para kazanılmadığını, verimli tarım alanları ile ormanların da titizlikle korunması gerektiğini vurguladı. Türkoğlu, “Ortak bir yol bulunmalı ve bütün değerlerimiz korunmalı” dedi.

Plan çok geniş katılımla hazırlandı

Prof. Dr. Mehmet Ocakçı ise, Bursa 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın, Nisan 2011-Temmuz 2012 tarihleri arasında yürütüldüğünü, planlama sürecine 150’ye yakın üst düzey yerel ve merkezi yönetici, 150’ye yakın sivil toplum ve meslek odaları üst düzey yöneticileri, 250’den fazla merkezi/yerel yönetim, STK/meslek odası, uzman, medya ve üniversite temsilcisi ile 50’den fazla uzman ve akademisyenin sistematik olarak katıldığını anlattı.

Çevre Düzeni Planı’nın vizyonu…

Bursa 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın vizyonunu; “Doğal ve kültürel zenginliğini koruyan ve yaşatan, sektörel çeşitliliğini insan, çevre ve bilgi odaklı geliştiren ve yöneten, rekabet gücüne sahip, yenilikçi, yaşam kalitesi yüksek, güvenli ve bölgesinde öncü Bursa” olarak özetleyen Ocakçı, Bursa’nın OSB’ler açısından Türkiye’nin en zengin kentlerinden birisi olduğunu, halen 12’si faal 13 OSB ile 15 küçük sanayi sitesinin kurulu bulunduğunu anlattı.

En yoğun sanayileşme Nilüfer’de

Bursa’da sanayi alanlarının toplamda 8 bin 50 hektarı bulduğunu söyleyen Ocakçı, “Bursa’da mikro, küçük, orta ve büyük ölçekli olarak sınıflandırılan 6.000 imalat sanayi kuruluşu bulunmakta olup, toplam sanayi çalışanı sayısı yaklaşık 350.000 kişidir. Bursa’da imalat sanayi alt sektörleri dağılımında tekstil ve otomotiv sektörlerinin ağırlıkta olduğu görülüyor. Bunları; gıda, mobilya, makine ve metal eşya sektörleri izliyor. Sanayi alanları dağılımında ise organize sanayi alanları yüzde 41 ile en yüksek paya sahip. Nilüfer, yüzde 31 ile sanayi alanlarının en yoğun olduğu ilçe konumunda. Osmangazi, Yıldırım, İnegöl, Kestel, Gürsu, Gemlik, Orhangazi, Yenişehir, Karacabey ve Mustafakemalpaşa da sanayi gelişiminin olduğu diğer ilçeler” dedi.

OSB’lerin üçte ikisi boş

Bursa’daki OSB’lerde doluluk oranının üçte iki olduğunu vurgulayan Ocakçı, sanayi bölgelerinin yarısının, küçük sanayi sitelerinin ise yüzde 15’inin boş olduğunu kaydetti. Ocakçı; Karacabey, Yenişehir, Kestel, Cerrah, Yenice, Kurşunlu, Kayapa ve Görükle’deki sanayi bölgelerinde doluluk oranının daha da düşük olduğunu belirtti.

1/5.000 ve 1/25.000 ölçekli nazım imar planlarında, ‘sanayi alanı’ olarak planlanan, ancak uygulama imar planı yapılmayan sanayi alanları bulunduğuna da işaret eden Ocakçı, Orhangazi’de 106 hektar, Nilüfer-İrfaniye bölgesinde ise imar planı bulunmayan 153 hektar sanayi alanı olduğunu dile getirdi.

Bursa’daki sanayi firmalarının yüzde 84’ünü mikro ve küçük ölçekli işletmelerin oluşturduğunu, ancak bu firmalardaki çalışanların, toplam çalışan içindeki oranının yüzde 32’de kaldığını anlatan Ocakçı, tekstil ve otomotiv sektöründeki firma sayısının, toplam firmaların yüzde 40’ını, bu sektörlerde çalışan sayısının ise toplam çalışan sayısının yüzde 60’ını oluşturduğunu söyledi.

Eylem planları tanımlandı

Prof. Dr. Mehmet Ocakçı şu bilgileri de paylaştı: Bursa 1/100.000 Ölçekli İl Çevre Düzeni Planı’nda, zengin çeşitlilik ve güçlü sosyo-ekonomik birikim sunmakta olan imalat sanayinin ürettiği değerlerin sürdürülmesinin sağlanması yanı sıra, doğal çevre ve kentsel işlev alanları ile olumlu etkileşim kurmasına yönelik hedef ve stratejiler geliştirildi, bu doğrultuda eylem planları tanımlandı.

Tüm kentsel kullanım alanları; (kentleşme/sanayileşme), su havzalarını, su kaynaklarını, ormanları, tarım alanlarını, meraları, kıyıları, ekolojik yönden önemli diğer alanları, enerji kaynak alanlarını, kültür ve tabiat varlıklarını koruyacak biçimde geliştirilmelidir. Sanayinin düzenli ve sağlıklı yerleşim gösterdiği alanlarda, fiziksel koşullarının iyileştirilmesi, üretim sürecinde rekabet gücü ve teknoloji düzeyini yükselterek işlevini sürdürmesi öngörülüyor.

Sanayinin doğal ve yapılaşmış çevre ile kurduğu ilişkilerin olumsuzluklara yol açtığı yerleşmelerde ise, sanayinin bulunduğu yeri değiştirmesi öngörülüyor. Doğal koruma ve tarım alanlarında, konut ve merkezi iş alanında, konut dışı kentsel çalışma alanlarında yerleşmiş olan ve eylem planları ile nitelikleri saptanacak sanayi tesislerinin kapasitesi dolmamış olan planlı sanayi alanlarına taşınmaları öneriliyor.

Bursa’nın nüfusu 2030’da 3 milyon 400 bin kişi olacak

İktisadi senaryolar temelinde yapılan ‘Bursa İli Uzun Dönemli Nüfus Kestirimi’ne göre, kentin nüfusu 2020 yılında 3 milyon, 2030’da ise 3 milyon 400 bin kişiye erişecek ve ekonomik aktif nüfusun (+15 yaş) günümüzde yüzde 33.5 olan toplam nüfus içindeki payı, 2030’da yüzde 38.9’a yükselecek.

Sanayinin istihdamdaki payı düşecek

Yine aynı kestirime göre; sanayi sektörünün istihdam açısından ekonomik aktif nüfus içinde yüzde 40 olan payı, 2020’de yüzde 35, 2030’da ise yüzde 29 düzeyine inecek. Böylece 355.000 kişi (2012 yılı) olan sanayi istihdamı 2030 yılında 385.000 kişiye yükselecek. Ancak bu yükseliş tarım-sanayi-hizmetler sektörel dağılımında, sanayinin payında düşüş olarak gerçekleşecek.

Aynı şekilde; tarımın 2012’de yüzde 12.5 olan sektörel dağılım içindeki istihdam payı, 2020’de yüzde 11, 2030’da ise yüzde 9 düzeyinde seyredecek. Hizmetler sektörünün 2012’de yüzde 47.5 olan sektörel dağılım içindeki istihdam payı ise 2020’de yüzde 54’e, 2030 yılında ise yüzde 62’ye çıkacak.

Bu değişim sürecinin, Bursa’da doğal çevre değerlerinin korunması, ekonomik canlılığın sürmesi, işlev alanları arası sağlıklı etkileşim sağlanması ve uyumlu mekan organizasyonunun gerçekleşmesine olumlu katkılar sağlaması bekleniyor ve öngörülüyor.

Tarımsal alanlar sanayi uğruna heba edilmemeli

Bursa’nın batısında kurulması planlanan KOTİYAK’ın hukuk engeline takıldığını, bin 270 hektarlık Batı OSB’ye de Bursa’nın geleceği için karşı çıkılması gerektiğini belirten Hakan Karademir, özellikle tarımsal alanların sanayi uğruna heba edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.

Karademir, “Özellikle sulama ve toplulaştırma yapılan alanların mutlaka korunması gerekiyor. Bu manada yeni OSB’lere gerek yok. Bütün gücümüzle, mevcut tarım alanlarını korumaya çalışmalıyız” dedi.

Ali Ekinci de, Bursa’da yeni sanayi alanı gereksinimi ortaya çıkarsa, daha önceki planlarda da olduğu gibi bunun; şehrin tarih, doğa ve turistik yapısına zarar vermeyecek şekilde düzenlenmesi gerektiğine dikkat çekti.

Sanayi bir kent için dezavantaj değildir

Panele özel sektörü temsilen katılan Ayhan Korgavuş ise, özellikle otomotiv ana sanayinin gelişimine paralel olarak hızlı bir büyüme içine giren Bursa’da sanayinin geleceğini de düşünmek gerektiğini vurguladı.

“Sanayici olmak, günümüzde maalesef kötü bir izlenim yaratıyor” diyen Korgavuş, Türkiye’nin sanayi olmadan gelişemeyeceğini ifade etti. Korgavuş, “Sanayiciler gerçekten çok büyük sıkıntılardan geçerek bu noktalara geldi. Söz konusu çevre planları dahilinde sanayi nerede olacak? Artık ok yaydan çıkmıştır. Dolayısıyla Bursa’da sanayi olmak zorunda. Sanayinin olması bir kent için dezavantaj değil. Almanya ekonomisi diğer AB üyesi ülkelere göre hala ayakta ise bunu sanayisine borçludur. İtalya ve İspanya gibi sanayiye fazla önem vermemeye başlayan ülkelerin durumu da ortada. Sanayici olarak toprağa büyük saygı duyuyoruz. Bursa bizim için de çok önemli. Ancak bu saatten sonra bunları konuşmak çok doğru değil. Bir kentte üç tane OEM varsa, o kentte sanayi mutlaka gelişecektir. OSB’ler lojistik açıdan fayda sağlayacak yerlerde olmalı. Bursa dışında başka bir yere gidersek kalifiye eleman bulmakta da zorluk çekeriz” diye konuştu.