11/15/2018 10:51:45 PM

 
HABERLER
ANA SAYFA  >  HABERLER  >
BUSİAD Yüksek Danışma Kurulu Toplandı.
10/19/2012

BUSİAD  Yüksek Danışma Kurulu II: Toplantısı Raporu.

Bursa ve Türkiye ekonomisine büyük katma değer sağlayan üyeleri ile sivil ekonomik toplumun güç birliğinin ifadesi olan Bursa Sanayicileri ve İşadamları Derneği – BUSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Mehmet Arif Özer ’in, 17 Ekim 2012 tarihinde Kültürpark Altınceylan tesislerinde düzenlenen BUSİAD II Yüksek Danışma Kurulu Toplantısındaki açıklaması aşağıdadır;

Dünyadaki borç sorunu ve bunun neticesindeki finansal istikrarsızlık ile  ekonomik belirsizlik , komşularımızdaki negatif gelişmeler, gün geçtikçe endişelerimizi arttırıyor.
En büyük pazarımız AB de ki finansal sorunlardan etkilenmememiz kaçınılmazdır.
Nitekim ; bütçe açığı, işsizliğin tekrar yükselmeye başlaması, satışlardaki durgunluk, finansa erişim güçlüğü, güven endeksinin düşmesi, artan enflasyon rakamları, ekonomideki sıkıntıları açıkça ortaya koymaktadır.

2013-2015 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program, ekonomik büyümeye yönelik hedefleri aşağıya çekerken,enflasyon beklentisini yukarı yönlü revize etti. Buna göre, 2012 yılı için büyüme hedefi, %4’ten %3,2’ye indirildi, enflasyon beklentisi  %5,2’den %7,4’e çıkarıldı. Bir önceki OVP ’da 100,2 milyar dolar öngörülen dış ticaret açığı 90 milyar dolara indirildi. Cari açığın GSYH ’ya oranı da %7,3 olarak belirlendi.
 OVP ’da ekonomik büyümeye yönelik hedefler aşağı çekilirken, enflasyon beklentisi yukarı yönlü gözden geçirildi.
2013 yılı için ise, %4 ekonomik büyüme, %5,3 enflasyon, %8,9 işsizlik, 159 milyar dolar ihracat ve GSYH ’nın %7,1’i oranında cari açık öngörüldü.
2014 ve 2015 için ise hem büyüme hem enflasyonda hedef %5 olarak belirlendi. 

TÜİK rakamlarına göre Eylül ayı sonu itibarıyla son bir yıllık  enflasyon; TÜFE de % 9.19 , ÜFE de % 4,03 olarak belirlendi.
Eylül sonu itibarı ile işletmelerde ki gider kalemlerine bakıldığı zaman;

VERİLER                31.12.2011           15.10.2012            Değişim
Asgari Ücret               837,00 TL             940,50 TL             12,37%
Yemek                          3,00 TL                  3,15 TL             10,00%
Servis                         84,00 TL                96,60 TL             15,00%
Su                             1,0000 TL              1,0000 TL               0,00%
Elektrik                       0,1599 TL              0,1841 TL             15,14%
Mazot                         3,7900 TL              4,2800 TL             12,93%
Doğalgaz                     0,0558 TL              0,0770 TL              37,92%

Ortalama enflasyon rakamının %12.84 olduğu görülmektedir.Diğer taraftan  Euro da  ve Dolarda  %5.5 düşüş olmuştur.
Bu durum, tamamen ihracata çalışan firmalarımızın geleceğini riske atmaktadır.
İhracatın sürdürülebilirliği için gerçekçi kur çok önemlidir. 

Eylül ayı sonu itibarıyla  ihracatımız 111 milyar 463 milyon dolara ulaşmıştır. 2012 hedefi ise 150 milyar dolardır.
Ekonomik küçülme sebebiyle  iç piyasa daralmış ,alınan önlemlerle  ithalat ve dolayısıyla dış ticaret açığı azalmıştır.Ama, bütçe dengesinde bozulma olmuştur. Mali disiplini artırıp büyümeden ödün vermemek gerekir.Çünkü, küçülme işsizliği de getirmektedir.

İstihdamla ilgili olarak önemli bir konuya değinmek istiyoruz. Temmuz 2012 döneminde istihdam edilenlerin % 26 sı tarım, % 18.7 sanayi, % 7.4 ü inşaat, % 47.9 ise hizmetler sektöründedir.Tarım sektöründeki istihdam, toplam istihdamın ¼ ünü oluştururken, GSMH daki payı % 5 dir. Bu sektördeki verimsizliğe dikkatinizi çekmek istiyoruz.
Yaptığı işten ötürü herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olmayan çalışan oranı % 40.2 dir. Tarım sektöründe ise sosyal güvenlikten yoksun çalışanların oranı  % 84.2 dir.Bu da kayıt dışı istihdamda ki çarpıklığı göstermektedir.

1 Nisan 2012 tarihinde yürürlüğe giren “1511 - TÜBİTAK Öncelikli Alanlar Araştırma Teknoloji Geliştirme ve Yenilik Projeleri Destekleme Programı” kapsamında; belirlenen öncelikli alanlarda hedef ve ihtiyaç odaklı, izlenebilir sonuçları olan projelerin desteklenmesi amaçlanmaktadır. Öncelikli alanlar olarak enerji, gıda, otomotiv, bilgi iletişim teknolojileri ve makine imalat teknolojileri belirlenmiştir. Program kapsamında sağlanacak desteğin teknolojik yeterlilik ve bilgi birikiminin artırılmasında, mevcut yeteneklerin farklı alanlarda da değerlendirilmesinde ve özgün teknolojilerin geliştirilmesinde ivme kazandırıcı ve yönlendirici bir etken olması hedeflenmektedir. 1511 programı, TÜBİTAK özel sektör Ar-Ge destek programlarına önemli yenilikler getirmektedir. Destek oranı, büyük ölçekli kuruluşlar için %60, KOBİ’ler için %75 olarak uygulanacaktır. Yurt içinde yapılması hiçbir şekilde mümkün olmayan, projeye özel testler vb. hizmet alımı giderleri sınırlama olmaksızın desek kapsamına alınmıştır. Buna benzer daha birçok destek öngörülmüştür. Bu programı BUSİAD olarak memnuniyetle karşılamaktayız.
Ancak, mevcut teşvik ödemelerinin tahsilatında uzun bir süredir zorluklar yaşamaktayız. Ödemelerin hızlandırılması için gerekli çalışmaların yapılmasını talep ediyoruz.
Ülkemizde Yenilikçi ve Yaratıcı girişimin kaynağı olan ARGE yapan KOBİ'lerin özgün teknoloji üretmesinin önü  de açılmalıdır. KOBİ teknoloji işletmelerinin Sanayi'nin temel taşı olduğu her zeminde bahsedilmekle birlikte kanun ve yönetmeliklerde bu konu maalesef göz ardı edilmektedir. Büyük firmalar ve KOBİ firmaların ülkemizin aynı "ARGE insan kaynağı havuzunu" kullandıkları gerçeği ile; ARGE kanununda 50 kişilik ARGE Merkezlerine sağlanan istihdam teşviki ile büyük ölçekli firmalara POSİTİF AYRIMCILIK yapılarak teknoloji üreten KOBİ'ler için haksız rekabet ortamı olduğunu söyleyebiliriz. ARGE çalışmalarını yürütmek üzere organizasyonunu tamamlamış KOBİ kuruluşları için kriterler oluşturulmalı ve "Teknoloji KOBİ'leri" seçilmelidir. ARGE kanunu, "Teknoloji KOBİ'leri" lehine iyileştirilerek ARGE merkezlerine sağlanan destekler verilmeli, teknolojide Türkiye kendine özgün sistemini oluşturmalıdır.

Şirketlerin halka açılımında bürokrasinin azaltılarak kolaylaştırılması ve maliyetlerin düşürülmesi gereklidir.Şirket öz kaynak temininde sağlıklı olan bu yöntem aynı zamanda halk için de ciddi bir tasarruf alternatifi olacaktır.
 
Türkiye ekonomisinde ki tasarrufun GSYH oranı 1990 lı yıllarda ortalama % 23.4 den 2012 yılında % 12 seviyesine geriledi.
Çin’in tasarruf oranın % 53 olduğu dikkate alınırsa, ülkemizdeki tasarruf oranının ne kadar düşük olduğu daha iyi anlaşılır. Bu şu anlama da gelmektedir; Türkiye artık servet biriktiremiyor ve refahını kalıcı olarak arttıramıyor.
Ülkemizde 2001 yılından sonra tasarruf oranları düşme eğilimine girdi ve Türkiye, benzer ülkelerden negatif olarak ayrıştı. Bunun ters yansıması olan hane halkı borçlarının GSYH oranı, 2003 yılında % 3 iken, 2012 yılında % 18’ e yükseldi.
Her iki durumun iyileştirilmesi de kamunun , özel sektörün ve halkın tasarruf yapması için ciddi stratejiler ortaya konulmasına bağlıdır.

Bu yılın sonunda yetişmesi hedeflenen anayasa çalışmaları çok ağır yürütülmektedir.Konu ile ilgili çalışmalar yoğunlaştırılmalı, bir an önce yeni anayasaya geçilmeli ve adli reformların yapılması sağlanmalıdır.