11/15/2018 2:22:14 PM

 
HABERLER
ANA SAYFA  >  HABERLER  >
Karbon Emisyonu Yönetiminde Tehdit ve Fırsatlar Paneli BUSİAD Evinde Yapıldı.
12/15/2010



Çevre ile ilgili en önemli gündem maddelerinden biri olan iklim değişikliği ve bu kapsamdaki uygulamalar ve yöntemlere dikkat çekmek amacı ile BUSIAD Çevre ve İş Güvenliği Uzmanlık Grubu tarafından organize edilen Karbon Emisyonu Yönetiminde Tehdit ve Fırsatlar Paneli 15 Aralık 2010 tarihinde Kültürpark BUSIAD Evi’nde BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Arif Özer’in aşağıdaki açılış konuşması ile  gerçekleştirildi:

Değerli konuklar,
 “KARBON EMİSYONU YÖNETİMİNDE TEHDİT VE FIRSATLAR” PANELİMİZE HOŞGELDİNİZ…
Kyoto Protokolü, küresel iklim değişikliğiyle mücadele etmek için, Birleşmiş Milletler'in 1997'de Japonya'nın Kyoto şehrinde düzenlediği çevre toplantısında katılımcı hükümetler tarafından kabul edilen bir anlaşmadır.
Protokole göre gelişmiş ülkelerin sera etkisi yaratan gazların salınımını;
2008-2012 döneminde 1990 değerlerinin %5,2 altına indirilmesi öngörülmektedir.
Türkiye’nin de katılmasına taraf olduğu Kyoto Protokolüne ilişkin kanun tasarısı, 05/02/2009 da TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek, 17.02.2009 da resmi gazetede yayımlanmıştır.
Anlaşmanın bazı esnek mekanizmaları da bulunuyor. Örneğin belirli oranda salınım ticareti yapılabilecektir.
• Temiz ve verimli enerji kullandığı için iznin altında salınım gerçekleştiren kuruluşlar, kullanmadıkları salınım iznini, daha yüksek salınımlı enerji kullanmalarından dolayı izninin üstüne çıkan kuruluşlara satabilecek.
• Yani, bir ülke para karşılığında, az gaz salınımı olan bir ülkeden gaz salınımı yapma hakkı satın alabilecek. Söz konusu salınım izninin belli bir bedelle el değiştirmesi olarak görebiliriz.
• Bir diğer yöntem de, ülkeler, başka ülkelerin karbondioksit gazını yutan bir takım projelere imza atmasıyla da salınım ticaretinden faydalanabilecek. (Ağaçlandırma, yenilenebilir  enerji santralları gibi)
Bu durumda, ‘temiz enerji’ kullanan veya çevreyi kirletmeyen kuruluşların elinde, ‘satılabilir’ daha az salınım izni kalırken, ‘kirli enerji’ kullanan ve çevreyi kirleten kuruluşların mevcut salınım düzeyiyle ‘satın almaları’ gereken hacim artıyor
Böylelikle düşük salınımlı enerji teşvik edilirken, yüksek salınımlı ‘kirli’ enerjiler ise cezalandırılmış oluyor.
Planın bu mekanizma üzerinden genel amacı;
Çevreye zararlı Sera Gazı salınımını minimuma indirmektir.

Ekonomi biliminin diliyle konuşursak, ‘izin verilen’ salınım hacminin arzı azalırken, talebi artıyor. Bu da arz-talep yasalarına göre izin verilenin üstündeki salınımın maliyetinin artması anlamına geliyor. Yani zaman içerisinde çevreyi kirletmenin maliyeti artmış olacaktır.
. Kyoto ile neler değişecek?
   - Daha az enerji ile ısınma, daha az enerji tüketen araçlarla uzun yol alma,     daha az enerji tüketen teknoloji sistemlerini endüstriye yerleştirme,          ulaşımda, çöp  depolamada çevrecilik, temel ilke olacak.
- Atmosfere bırakılan metan ve karbondioksit oranının düşürülmesi için alternatif enerji kaynaklarına yönelinecek.
- Fosil yakıtlar yerine örneğin, bio dizel yakıt kullanılacak.
- Çimento, demir çelik ve kireç fabrikaları gibi yüksek enerji tüketen işletmelerde atık işlemleri yeniden düzenlenecek.
- Termik santrallerde daha az karbon çıkartan sistemler, teknolojiler devreye alınacak.
- Güneş enerjisinin önü açılacak. Nükleer enerjide karbon oranı sıfır olduğu        için dünyada bu enerji ön plana çıkarılacak.
- Fazla yakıt tüketen ve fazla karbon üretenden daha fazla vergi alınacak.

Türkiye’deki durum;
- Ağustos 2009 da Kyoto Protokolüne taraf oldu,
- Türkiye’nin Kyoto Protokolü’nün ilk yükümlülük döneminde (2008-2012) sayısallaştırılmış sera gazı azaltım veya sınırlama  yükümlülüğü yoktur. Bu nedenle Türkiye, Protokol’ün emisyon ticaretine konu olan esneklik mekanizmalarından yararlanamamaktadır. Ancak; bu mekanızmalardan bağımsız olarak işleyen, çevresel ve sosyal sorumluluk ilkesi çerçevesinde kurulmuş Gönüllü Karbon Piyasasına yönelik projeler Türkiye’de geliştirlmekte ve uygulanmaktadır.
- 2012 sonrası için müzakereler devam ediyor.

İş dünyası ve sanayi, üretimi doğrudan yönlendiren, doğal kaynak kullanımını yöneten ve bu kullanım sonucunda, pazarı oluşturan koşulların önemli bir bölümünün denetimini elinde bulunduran aktör konumundadır. Bu açıdan bakıldığında enerji kullanımında sanayi, sürdürülebilirlik kavramının odağında yer almaktadır.
Kyoto’yu imzalayan bir ülke olmak, en azından küresel ısınmadaki payını kabul etmenin ve önlem almaya başlamanın ilk adımı olacaktır.
Bugün burada gerçekleştireceğimiz panelde iş dünyası için ‘Karbon Emisyonu Yönetiminde Tehdit ve Fırsatlar” konuları, değerli panelistlerce değerlendirilecektir.
Değerli konuklar, panelimizin başarılı geçmesi dileğiyle, hepinize saygılar sunuyorum.
                                                                                                  

Panelde sırasıyla Bureau Veritas Belgelendirme Bölüm Müdürü Mahmut GENÇ ve Çevre Mühendisi Bade CEBECi ile Bursa Çimento Çevre Uzmanı İbrahim ÇOĞAL söz aldılar.

Oturum başkanlığını BUSIAD Çevre ve İş Güvenliği Uzmanlık Grubu üyelerinden Tamer ATALAY’ın gerçekleştirdiği panel, Mahmut GENÇ’in gönüllü karbon piyasaları ve ürün standartları hakkındaki konuşması ile başladı. GENÇ konuşmasında, uluslar arası piyasalarda sürdürülen karbon ticareti ve ülkemizde bu konuda yapılan çalışmalar ve gelişmeleri hakkında bilgi verdi.

BURSA ÇİMENTO FABRİKASI A.Ş.'NİN SUNUMU İÇİN TIKLAYINIZ.